Büyükaile Felsefesi
Köyüm, Kentim, Türkiye’m Büyük Bir Aile…
Aile, gerek bireysel gerekse toplumsal yaşam adına değeri tartışılmaz bir kurumdur. Küçük ve basit bir yapı olan aile; toplum için önem taşıyan değerlerin temelini oluşturur; aynen çok basit kuralların, karmaşık sistemleri ayakta tutması gibi.
Ailede temellenen değerler, yaşanılan topluma ve insanlığa karşı taşınan sorumlulukların; yönetim uygulamalarında da modellenen yönleri her zaman olmuştur. Çünkü toplum aynı zamanda farklı işlevlerle ve farklı bir katmanda, organize olmuş bir aile yapısı görünümündedir.
Bu anlayıştan yola çıkarak hazırlanan ve toplumu/halkı kuşatıcılığından dolayı adına "Büyükaile" dediğimiz yeni organizasyonel yapı; hem ailenin manevi dinamiklerinin toplumsal yaşam adına modellenmesi, hem de üretim mekanizması olarak ailede yeniden canlanacak işlevler ile bireysel ve toplumsal kalkınmanın dinamiği olacak yerinden bir yerel yönetim modelidir.
Tıpkı aile gibi toplum da doğal mekanizmaların varlığı ile yapısını korur. Uzak ve yakın aile fertlerinin ilişkileri, komşuluk değerleri, sorumluluklar, ailenin idamesini sağlayacak maddi kaynaklar, aynı zamanda aileden başlayarak toplumsal yapının da korunması, geleceğe taşınması için hayati önem taşımaktadır.
Aidiyet hissini toplumun en küçük doğal organize birimi olan ailelere indirgeyerek yeni bir yapılanma sunan bu proje, aynı zamanda cemiyetimizde kangren haline gelmiş pek çok alanı ıslah etmeye yönelik bir çalışmadır.
Büyükaile; yerelden birey ve toplumun kalkınması modeli ile sadece işin neticesinin artılarını değil, işi yaptırırken kalkınmayı tabana yayan bir yönetim anlayışı ile eğitmeyi, kalkınmayı, gelişmeyi, otokontrol ve denetim mekanizmaları ile tüm sosyal ve ekonomik sınıflara ulaştırmayı esas alan bir yapıdır. Modelin merkezindeki konsept; bir işin yapılması için bireysel ve yerel tüm il/ilçe kaynaklarının maksimum düzeyde kullanımı ile elde edilen kazancı ve kalkınmayı tabana yaymayı amaçlayan yönetişim anlayışı.
Bu, yapısal bir dönüşüm programıdır ve bu dönüşümle halk ile yerel yönetim arasındaki dengeyi halk lehine, ülke lehine, sosyal durum lehine dönüştürerek yerinden yerel bir kalkınma hamlesi içerecek radikal çözümler önermektedir.
Topluma ait olandan yine toplum ve toplumun her bir ferdi için TEK TEK fayda oluşturmak için; yapılacak çalışmalarda, oluşacak faydanın her süreçte halkın fertlerine paylaşımını esas alan bu sistemle, bireysel kazançla kalkınma, organizasyondaki eşitlikten herkesin eşit fayda temini, üretimden her birey hesabına adaletli dağıtım, yönetim aşamalarına GERÇEK ANLAMDA katılım ve şeffaflık ilkeleri esas esaslanmıştır. Esasen halka ait olan kaynakların belli bir imtiyazlı grubun istifadesine sunulması yerine, ilçe sınırlarında yaşayan herkesi üretim ve paylaşım sürecine dâhil edecek.
Büyükaile; maddi ve manevi istifade ekseninde gelişen bireysel kazanç ve bunun neticesi doğacak toplumsal kalkınma ile şimdiye kadar kapalı duran kapıları, arka arkaya açacak…
Peki bu Büyükaile modeli, yerel yönetim sisteminde nasıl hayat bulacak? Gün ışığı gibi her şeye hayat ışığını nasıl yayacak?
Büyükaile modelinin uygulamasında ayakların tüm yüzeyi ile yere basmasının sağlanması, en önemli olgudur. Bu sebeple ortaya konmuş olan modelin hangi metodlarla, eğitimle, ekiple, hangi yollarla yürütüleceğine ilişkin modellemeler gerekmektedir. Elbette modelin her bir unsuru tek tek ele alınıp hayata geçirilerek…
Sistemin hayata geçmesinde eğitim, önceliklidir. Çünkü yapının, Büyükaile üyelerince kavranması, uygulanması için eğitimden başlamak gerekmektedir.
1- Eğitim: Bir zanaatın hâkimi olmak; bir insanın maksimum 1 veya 2 senesini alabilecekken, eğitim sistemimizden kaynaklanan hatalar yüzünden 12 yıl boyunca öğrenim gören lise mezunu gençlerimizin, üniversiteyi de kazanamadığı takdirde, umudunu ve geleceğe olan inancını yitirmiş bir şekilde ortalıkta kalmakta olduğu tartışılmaz bir gerçektir. Hayatını kazanabileceği bir işe tahvil edilebilir uzmanlığı bulunamayan bu gençleri, atıl halde bir köşede unutulmuş ve kendine acımakla meşgul olmaktan kurtarmak, Büyükaile sisteminin temel meselelerinin başındadır. Sadece bizim değil gelişmiş ülkeler dâhil tüm milletlerin sorunu olan işsizliğin önüne geçmek ve bu gençlere meslek bilgisi yanında istihdam olanakları oluşturma amacı taşıyan Şehir Akademisi, ile bu büyük soruna ,kazandıran, çağa yönelik köklü çözümler getirmeyi amaçlamaktadır.
2- Kalkınma: Günümüzde belediyelerin uhdesinde olan ve pek çok suiistimale uğramaktan bir türlü kurtarılamayan şirketler, kamu mülklerinin gerçek sahibi olan halkın büyük ortak olduğu, yönetimine ve denetimine direk katılabildiği, halka kar sağlayan bir sisteme dahil olur. Bu sistemle halkımız; muhtarların öncülüğünde,sakini olduğu bölgede kurulacak yeni şirketlere ortak olabilecektir. çünkü belediyenin bütçesi nasıl yöre halkının kazanımı oluyorsa, bütçenin karı da aynı şekilde yöre halkının omalıdır.Bu sonuç belediye başkanlarının söylemlerinde kullandığı "belediyenin bütçesi halkındır" cümlesini gerçek yapmak anlamını taşır.
Bu yolla ekonomiye sadece tek merkezli canlılıkların ötesinde bir hareketlilik gibi, emlak piyasası da pek çok noktada hareketlenecektir.yapılması gerekenler yapılacak, beldenin parası mümkün olduğunca o beldede kalacak,piyasaya artı değer sunulabilecek,bir kaç kişinin değil,o belediyenin sınırları içinde yaşayan tüm bireylerin, kişisel yararı oluşturulmaya başlanacaktır. Yolsuzluklarla;fiyat arttırmalarla ,seçimlere para ayırma gayeleri ile,hayalı işlerle...., belli kesimler tarafından iç edilen milyonlar, Büyükaile projesiyle gerçek sahibi olan halkın cebine inecektir. Bu proje ile ayrıca,dürüst çalışma niyetinde olanları da koruyarak, onların iftiralara kurban gitmelerine ve hizmetten mahrum bırakılmalarına da engel olunabilecektir.
3- Toplum Olma Bilinci: Son yıllarda şehirleşmenin beraberinde getirdiği dejenerasyon sonucu insanlarımız birbirinden uzaklaşmış, bir cemiyet mensubu olmanın gerektirdiği yakınlık unutulmuş ve bir nemelazımcılık duygusu oluşturulmuştur. Bunu aşmak adına ortaya koyduğumuz Büyükaile sistemi ile halkımız, aslında özümüzde var olan bu değerleri yeniden hatırlayacak. Bizi biz yapan fazilet ve prensiplere sahip çıkma gerekliliğini hissedecek,yaşayacaktır. Ortaklık ve birliktelik duygusu, yerelden kalkınma hamlesiyle ivme kazanacak; insanımız, göstereceği gayretle maddi-manevi olarak hak ettiği seviyeye gelecektir. Büyükaile modeli ile,Kendi içlerinde görülen yanlış oluşumları da, geliştirdikleri refleksle daha başlangıçta yok edip, sorun büyümeden kaynağından bir düzeltme sağlayacaktır.
4- Yolsuzluğun Önüne Geçmek: Öncelikle şunu itiraf etmekte yarar var: Türkiye’de ikbal görmüş de maddi açıdan bunu kendine avantaj edinmemiş insan yok denecek kadar azdır. Olanlar da zaten bir şekilde sistem dışına itilmiştir,üstelilik yıldırma ve karalamalarla ciddi sıkıntılar yaşatılarak. Yıllardır kanayan yara olarak bağrımızda sızlayan rüşvet, adam kayırma, köşe dönme gibi gayri ahlaki tavırlar artık bir son bulmalıdır. Mağduriyetler de toplumumuza özgü yöntemlerle önlenmelidir.
Büyükaile modeli, halkın vekili olarak vazife almış ancak halktan çok kendi çıkarlarını gözetmiş yönetici profilini ortadan kaldırmaya, "Şeffaf Koridor" bünyesinde bu tip yöneticileri tarihin derinliklerine atmaya kararlı.
Artık tüm süreçlerin üzeri aydınlatılacak, şeffaf süreç yönetimi ile, gün ışığı Kamuya ait kurumlarda atılacak her adım, harcanacak her kuruş, temeli atılan her oluşum başından sonuna kadar her süreç, halkın gözü önünde cereyan edecek ve hazırlanan videoboardlarla tüm süreç A’dan Z’ye topluma duyurulacak hatta birlikte gerçekleştirilecektir.
Buna ilaveten, yapılan toplantılara halkın katılabilmesi imkânının sağlanması, merak edilen konularda kendilerine cevap verecek bir mekanizmanın oluşturulması ile halkımız kendi hayatları hakkında karar alan mercilerin üzerinde, bir denetleme mekanızması pozisyonuna getirilmiş olacaktır. sonuçte Büyükaile modeli ile artık yukarıda zikredilen kokuşmuşluğun da önüne geçilmiş olacaktır.önüne geçen de STK platformu ile birlikte, yönetimin içine nüfuz eden, halk olacaktır.Çünkü halk gerçek sahiptir.
5- Sosyal ve Ekonomik Adalet: Toplumumuzda bulunan kendisi ve ailesinin iaşesini temin etmekte zorlanan hasta,kimsesiz,işsiz, yaşlı insanlarımızı kendi haline terk etmek, ya da onlara,modern de olsa kapılarda sıraya sokan dilenme ortamlarını oluşturmak, değerlerimize savaş açmak anlamına gelir. Hem bu kitleye hitap etmesi hem de gelir katmanları arasındaki uçurumun kapanması için,eğitim ve organizasyon desteğinde, evden üretime getirilen destek ile sosyal dengesizlik sorunu aşılacaktır.
Sadece bir gelir sahibi olmayanlar için bir sosyal adaletsizlikten söz edilemez. Maalesef ülkemizde de artık tek maaşla evin giderlerinin karşılanması, pek mümkün görünmemektedir. Temel ihtiyaçların dışında ailenin ve çocukların geleceğine yatırım yapılabilmesi için ailenin kaynaklarının artırılmasının, sadece bir tek maaşa bağımlı bir mekanizmayla hayata geçirilmesini düşünmek fazla iyimser bir fikir olarak görünmektedir.
Bu meyanda, Büyükaile projesi, aile bütçesine katkıda bulunmak isteyip ne yapacağını bilmeyen ev hanımlarına, zamanında kendini yetiştirememiş ve bu yüzden istediği bir iş sahibi olamamış beylere, rutin bir işi kaldırabilecek kudrete sahip olmayanlara ve hayata atılmak üzere olan gençlerimize ,emeklilerimize; kapasitelerini sonuna kadar kullanacakları projelerde kendilerini ifade etme fırsatı sunmaktadır.
Bu yapıda atalar sözümüzde vurgulanan "Köyüm şehir olana kadar önce evim şehir olsun" anlayışı ikame edilmeye çalışılacaktır. Bu sebeple, modelin süreci birey (ben) ile başlar ve aile ile aidiyet oluşturur, ardından da toplumsal kalkınmaya yönlendirir.
Bu zamana kadar kendi sırtlarında büyük koltuklara tasınmış sözde seçkinler,ya da seçildikten sonra yeni sınıfın seçkinleri haline gelenler tarafından hep horlanmış, tepeden bakılmış, ayaktakımı olarak nitelendirilmiş olan halkımızın, bu sistemle birlikte uzun zamandır uykuda olan sosyal sorumluluk yönü harekete geçecek.Bu model toplumsal vicdana uyanıklık ve hassasiyet kazandıracaktır.
Şimdiye kadar insan olmanın hazzını yaşayamamış açlık sınırının atındakiler, emeklerinin karşılığını alamamış esnaflar, üreticiler, sanayiciler, tüm ezilmişlerin kendine özgü hapishanesinde mahkûm edildiği, adamı ve gücü olanın at oynattığı, adalete aykırı sosyal şartlardaki dikkate alınmayan halk, dikkate alındığını, kendine değer verildiğini görünce, önce kendini, sonra yaşadığı yeri ıslaha yönelik yapılan çalışmalara gönüllü olarak ortak olacak. Bu da yerelde olabildiğince imkanlara arttırılarak, hatta dünyaya açarak, geniş katılımlı bir temelden kalkınma hamlesine yol açacaktır. Büyükaile ile halk, bireyden başlayarak toplumun tüm katmanlarına kazanım sunan bu modele sahip çıkacaktır.
Bugün yaşadığımız ayrılıkçı mantalitenin, güvenlik sorunlarının tabanında, etik değerlerden uzaklaşmanın yanında toplumumuzdaki sosyal ve ekonomik dengesizlik bulunmaktadır. Bu sorun ortadan kaldırıldığında, herhangi bir kolluk kuvvetinin müdahalesini beklemeden, huzurunu bozacak her eylem, karşısında halkı bulacaktır.
Yaratıcı, insana analiz, sentez yapabilme yeteneği, üretme ve kalkınma gücü, yeryüzünü değiştirebilme ve sosyal hayat şartlarını geliştirme yeteneği, bahşetti. Bize düşen vazife, bunun gerektirdiği şekilde hareket etmektir. Bunu yaptığımızda, işe tek tek bireylerimizden başladığımızda, insanımızın hayatını değiştirecek çözümler bulduğumuzda göreceğiz ki dünya da değişmeye başlamış.
Büyükaile modeli, yerelden bu başlangıcı sağlayacak bir yapının dünyadaki örneklerden, tarihin değerlerinden, günümüzün teknolojik imkânlarından hareketle; insanımızın ihtiyaçları doğrultusunda projelendirilmiş ve fayda esasına dayalı olarak hazırlanmıştır.