Kemal SARI

EĞİTİMDE OYUNUN YERİ ve ÖNEMİ

Oyun; belirli, kesin zaman ve yer kuralları içinde özgürce kabul edilmiş, ancak kesinlikle bağlayıcı kurallara göre yürütülen, amacını kendi içinde taşıyan ve sıradan hayattan farklı olan, bilinçli ve gönüllü bir etkinliktir.
Oyun; fiziksel ve zihinsel yeteneklerle sosyal uyum ve duygusal olgunluğu geliştirmek amacıyla, maddi bir çıkar sağlamayan, sınırlandırılmış yer ve zaman içinde süren gönüllü katılım yoluyla toplumsal grup oluşturan ve katılanların tümünü etkisi altında tutan eğlenceli bir etkinliktir. Oyunun bunun gibi birçok tarifini yapabiliriz. Şu muhakkak ki oyun, çocuğun hayatında önemli bir yere sahiptir.
Çocuk, yaşamında gerekli olan davranış, bilgi ve becerileri oyun içinde kendiliğinden öğrenir. Çocuğun kişiliği oyunla şekillenir, yeteneklerini yönlendirir, insan ilişkileri, yardımlaşma, dürüstlük, kazanma ve yenilme olguları oyunla kazanır. Oyunda çocuk kendisini bulur ve egemendir, her türlü kısıtlamadan uzaktır. Çocuk oyuna kendi yaşantısından bir şeyler katar ve oyunla yaratıcığını geliştirir. Kendine olan özgüveni artar, duygusal tepkilerini kontrol etmeyi öğrenir.
İşte oyun, bilinenin ve görünenin aksine çocuğu hayata hazırlayan önemli bir etkinliktir. Eğitimci oyun yoluyla çocuğu en doğal halinde tanıma fırsatı bulur. Gerek çocukların, gerekse yetişkinlerin eğitim ve öğretim sırasında dikkatlerini uzun süre muhafaza etmeleri oldukça zordur. Bir süre sonra sıkılma olur ve dikkat dağılır. Bu da öğrenmeyi ve algılamayı özellikle ilk ve orta öğretimdeki çocuklar için engelleyici bir durumdur. Oyun dikkati yoğunlaştırır. Oyunla çocuklar pasif durumdan aktif duruma geçtikleri için dikkat, diğer öğrenme tekniklerinden daha fazla gelişir. Öğrenme daha kolay ve hızlı olur. Oyunun bir eğitim aracı olduğunu bilmemiz ve bu aracı her zaman kullanmamız gerekir.
Temel eğitimde çocuk düşünerek öğrenmez. Deneyimlerine göre öğrenme gerçekleşir. Gerçek hayattan alınan örnekler, çocukların ilerideki yaşamlarında ne yapmaları gerektiğini gösterir. Oyunda, öğretmenin çocuklar üzerindeki ağırlığı ve tedirginliği atılır. Çocuk rahattır.
Eğitim öğretim içine oyun katıldığında çocuğun derse, etkinliğe ve projelere katıldığı gözlenecektir. Çünkü oyun öğrenme gibi zor bir etkinliği sıkıcı olmaktan çıkarıp neşeli bir hale getirir.
Birçok eğitimci oynayarak öğrenmenin hafızada daha çok kaldığını, mukayeseli düşünme ve karar verme ustalığı kazandırdığı ve davranışlarını olumlu yönde değiştirdiğini tespit etmişlerdir. İyi bir eğitimci konuları oyuna bağlayarak çocuklara çok şey öğretebilir.
Bizim toplumumuzun oyunlarını çocuklarımıza öğretmemiz çok önemlidir. Okullarda ve evlerimizde nasıl kitap okuma saati yapıyorsak oyun saatlerini de yapmalıyız. Çocuklarımıza körebe, ip atlama, deve-cüce, halat, nesi var, kabak, kulaktan kulağa, yumurta, mendil kapmaca, yakar top, istop vb. oyunlarımız öğretmeliyiz. Her bir oyun çocuğumuzun bir yönünün gelişmesine kendini keşfetmenin, kendi ayakları üzerinde durmasına yardımcı olacaktır.Bizlerin de içimizde çocukluk duygumuzu öldürmememiz ve sevgiyi koşulsuz verebileceğimiz anlar yaratmamız gerekir diye düşünüyorum.

Kemal SARI
Erdil Koleji Müdürü
kemalsari@erdilkoleji.com

Kaynaklar :
Akandere, M., Eğitici Okul Oyunları, Nobel Yayın Dağıtım, Ankara Eylül 2006
Çoban, B., Nacar, E., İlköğretim 1. kademe Eğitsel Oyunlar, Nobel Yayın Dağıtım Ankara, Mart 2006
Poyraz, H., Okul Öncesi Dönemde Oyun ve Oyuncak, Anı Yayıncılık, Ankara 2003
Aytar, E., İlköğretim Okulları için Seçme Çocuk Oyunları, Damla Yayınevi, İstanbul, Haziran 2007
Yıldırım, S., Çocuk Yayınları-2, Uğurböceği Yayınları, İstanbul, Nisan 2004